depresyon - psikiyatrist - ferda volkan

 

Çocuk ve Ergenlerde Depresyon

Çocuk ve Ergenlerde Depresyon

Günümüzde, depresyon en yaygın psikolojik sorunlardan biridir. Depresyonu, bireyin sosyal hayattan kendini çekmesi, yaptığı etkinliklerden keyif almaması ve içine kapanması durumlarını gözlemlediğimizde tanıyabiliriz. Artık neredeyse günlük hayat konuşmalarımızın içinde depresyonu olağan bir terim olarak kullanmaya başladık. Peki, depresyonu anlamamızı kolaylaştıran tipik belirtiler var mıdır, bunlar nelerdir? Şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Daimi bir mutsuzluk hali
  • Bireyin hiçbir şey yapmak istememesi, sürekli neşesiz ve isteksiz olması durumu
  • Ağlama nöbetleri
  • Yüksek düzeyde alınganlık
  • Uykuda ve yeme rutinlerinde bozukluklar
  • Aşırı kilo alma veya aşırı kilo verme
  • Hareketlerin ağırlaşması
  • İçe kapanık olmak
  • Sık sık ölümü düşünmek, ölümden bahsetmek, intihar eğilimi
  • Umursamazlık, her şeye karşı bir boş vermişlik hali gibi farklı duygu durumları yaşayan bireyler genellikle depresyon geçiriyor olurlar.

Depresyonu genellikle yetişkinlerin yaşadığı düşünülüyor, ancak bu doğru değil. Aksine, depresyon çocukların da yaşadığı bir sorundur. Bu konu ise uzun süre tartışmalı olmuştur ancak uzun yıllar süren tartışmalar sonrası çocuklarda depresyon önemli bir psikolojik alan olarak kabul edilmiştir. Artık biliyoruz ki, çocuklar ve ergenlerde depresyon sorunuyla karşı karşıya kalıyorlar.

Çocukların hayattaki gelişimleri etraflarındaki yetişkinlere bağlıdır, onların etkisi altındadırlar. Gelişimleri boyunca çeşitli zorluklar ile karşı karşıya kalırlar. Bu sorunlara çözmek için ortaya koydukları yetenekler yetersiz kalırsa uyum sağlama sürecinde de zorluk yaşamaya başlarlar. Bunun sonucunda, çocuklar ve ergenler sürekli olarak gelişmekte olduklarından yaşadıkları olaylardan ve çevresel stres faktörlerinden doğrudan doğruya etkilenirler ve gelişimlerine göre farklı tepkiler verirler.

Çocuklarda depresyon durumundan bahsetmek için, çocuğun ya da ergenin kendisini uzun süre boyunca umutsuz veya değersiz hissetmesi ilk şarttır. Çocukların yedi yaşına basana kadar dili iletişim amacıyla yeterince kullanmaması, kendini daha çok hal ve hareketleriyle ifade etmeye çalışması gibi sebepler çocuğun iç dünyasında neler yaşadığını anlamamız önünde ciddi bir engel oluşturabilir. Bu nedenle çocuklarda depresyonu gelişim dönemlerine ayırarak incelediğimizde daha iyi ayırt ederiz. Yaş grubuna göre sınıflandıracak olursak, bebeklik, oyun çocukluğu, okul çağı ve ergenlik dönemi depresyonlarından söz edebiliriz.

Çocuklukta Görülen Depresyon Çok Önemlidir, Peki Neden?

Çocukluk döneminde yaşanan depresyon,  yetişkinlik dönemine yansıyacak etkiler bırakabilir. Çocuklukta yaşanan depresyon, sosyal ve psikolojik açıdan yaralayıcı olabilir.

Buna ek olarak, çocukluk dönemi depresyonu aile işlevlerini etkiler. Aile, bireylerin birbirinden etkilendiği bir yapıdır ve bu nedenle aile üyelerinden birinin sıkıntısı bütün bir aileyi olumsuz yönde etkileyebilir. Özellikle sosyoekonomik durumu gelişmiş olmayan aileler çocukluk depresyonuna doğru şekilde yaklaşma konusunda başarısız olabilir. Bu nedenle mutlaka uzmanlardan yardım almak gerekir.

Ailenin çocuğun depresyonda olduğunu kabul edememesi de depresyon tedavisini güçleştiren etkenlerdendir. Aileler mutlaka bilinçli şekilde hareket etmeli ve depresyonu reddetmeli, ayıp bir durum olarak görmemelidir.

Çocukluk depresyonuna dair sık yapılan başka bir hata da depresyonu sıradan bir başarısızlık ya da her çocuğun yaşayabileceği geçici bir hayal kırıklığı olarak görmektir. Depresyon hafife alınmaması gereken bir konudur. Mutlaka ciddiye alınmalı ve tedavi edilmelidir.

Çocuk ve Ergen Depresyonu ve Yetişkin Depresyonu Arasında Benzerlikler Var Mı?

Yetişkinler depresyonlarında daha içe kapanık olurken, çocukta daha farklı bir durum gözlemleriz. Çocuk depresyonunda çocuk daha fazla yaramaz ve öfkeli olur. Yerinde duramaz, sürekli hareket etmek ister. Yetişkinler ise depresyon sürecinde çok halsiz gözükürler. Yetişkin depresyonunda kilo almak kadar kilo vermek de çok sık görülür ancak çocukta devamlı büyüyüp kilo aldığı için, sadece kilo alma miktarı fark edebilir.

Fakat çocuk ve yetişkin depresyonun benzeştiği bazı noktalar da vardır. Çocuklar da aynı yetişkinler gibi çok depresif bir ruh haline bürünebilirler, konsantrasyon sorunu yaşayabilirler, kendilerine ya da çevreye zarar verme eğilimleri artabilir.  Bazı çocuklarda da aynı yetişkin depresyonunda olduğu gibi iştahta ciddi azalma veya artış görülebilir.

Çocuklarda da yetişkinlerde olduğu gibi tekrarlayıcı depresyon durumu da görülebilir. Bunun yanında çocuklarda çok sık görülen başka bir durum da depresyonun başka bir takım psikolojik bozukluklar ile birlikte görülmesidir. Örneğin, depresyon tanısı alan birçok çocukta aynı zamanda kaygı bozukluğuna da rastlanmaktadır.

Çocuk ve Ergenlerde Depresyon Görülme Sıklığı Nedir?

Çocukluk dönemi depresyonları temel olarak iki başlığa ayrılmaktadır. Okul çağı ve oyun çağı depresyonları birbirinden farklı durumlar olarak değerlendirilmekte ve tedavi için farklı yaklaşımlar uygulanmaktadır. Yapılan araştırmaların sonuçlarına göre, yaş arttıkça depresyona rastlanma oranı da artmaktadır. Kısacası, okul çağı depresyonu oyun çağı depresyonundan daha yaygın bir depresyon türüdür. Çocukluk döneminde anne-baba kaybı yaşandığı durumlarda da depresyonun görülme sıklığı 2-3 kat artmaktadır.        

Çocuk ve Ergenlerde Depresyona Yol Açan Etmenler

  • Biyolojik yatkınlık (genetik nedenler)
  • Anne-babadan birinin vefatı ya da çocuğun anne-babadan uzun süre ayrı kalması (Bu süre çocuğun yaşına göre değişiklik gösterebilir.)
  • Çocuk ve aile arasında iletişim güçlükleri
  • Ölümcül veya kronik bir hastalık tanısı almak ve tedavi süreci
  • Cinsel istismara maruz kalma gibi travmatik durumlar
  • Doğal afetler
  • Aile içi şiddet
  • Anne-babanın ayrılığı
  • Aileye yeni bir bebeğin dahil olması
  • Ev veya okul değiştirmeye bağlı çevre değişiklikleri ve alışma sürecindeki zorluklar
  • Kronik hastalıklar
  • Vitamin eksiklikleri, çeşitli hormonal dengesizlikler

Bebeklikte Depresyon Belirtileri

Bebeklikte depresyon daha çok anneden ayrı kalma ve ihmal edilme durumlarında görülür. Annenin yokluğunda, vefatında görülebilir. Düzenli bağlanma imkanı olan anne ilişkisi kurulduğunda, sevgi ve ilgiyi aldığında bebek düzelir. Bebeklik dönemi depresyonunda şu belirtilere rastlarız:

  • Bebekte uzun süren ağlama nöbetleri
  • Bebeğin çevresine küs gibi davranması
  • Keşfetme davranışında azalma
  • Bakım verenler ile etkileşiminin azalması
  • İştahta azalma
  • Uyku düzeninde bozulma
  • Bir yerlere vurma davranışında artış
  • İçe kapanıklık

Okul Öncesi Çocuklarda Depresyon Belirtileri Nelerdir?

Okul öncesinde çocuklar dış dünyanın fazlaca etkisi altındadır.  En çok da anne babadan etkilenmektedir. En çok yapılan yanlış da çocukların olaylardan etkilenmeyeceğini,  unutacaklarını düşünmektir.  Neredeyse yaşanan bütün olaylar okul öncesi yaştaki çocuğun aklında yer eder.  Okul öncesi dönemde yaşanan depresyonun belirtileri şöyle sıralanabilir;

  • Hareketlilikte artış
  • Zarar verme eğilimi
  • İçe kapanıklık
  • Oyuna ya da yaşıt ilişkisine ilgisinin azalması
  • Yaşıtları ile anlaşamama, tartışma
  • Karşıt gelme davranışı
  • Huzursuzluk
  • Duygu durumunda keskin ve anlık değişiklikler
  • Yeme sorunları
  • Uyku sorunları

Okul Çağı Çocuğunda Depresyon Belirtileri Nelerdir?

            Okul çağındaki çocuklarda okul öncesi dönemdeki çocuklardan farklı olarak dile hakimiyet iyi bir seviyeye ulaşmış olur. Bununla birlikte, kural kavramı da oturmuştur ve kuralları anlayabilir, değerlendirebilir. Dış çevreyle olan ilişkisi okulun da etkisiyle artmıştır. Arkadaşlarının ya da öğretmenlerinin sözleri aklında kalır ve bu sözler duygu durumunu etkiler.  Belirtiler aşağıdaki gibidir.

  • Dikkat konsantrasyon sorunları
  • Okul başarısında düşme
  • Baş ağrısı ya da vücudun başka bölümlerinde nedeni bilinmeyen ağrılar görülmesi
  • Okula gitmek istememe
  • Yaşıt ilişkisinde yaşanan zorluklar, sık tartışma
  • Evden kaçmaya çalışma ya da evden kaçmak istediğini dillendirme
  • Arkadaşlarıyla sık tartışma
  • Sevilmediğini, değer görmediğini düşünme dile getirme
  • Ölümden korkma, devamlı olarak ölümden bahsetme

Ergenlik Çağında Depresyon Belirtileri Nelerdir?

Ergenlik dönemi soyut algılamanın başladığı bir dönemdir. Ahlak, iyilik, inanç, ölüm gibi kavramlar yeni yeni anlaşılmaya ve sorgulanmaya başlar. Şu şekilde sıralayabiliriz:

  • İç sıkıntısı ve huzursuzluk durumu
  • Konsantre olmakta zorlanma
  • İnsanlara sığınma veya tam tersi, insanlardan kaçış
  • Konsantrasyon güçlüğü
  • Okul başarısının düşmesi
  • Yorgunluk
  • Uykusuzluk
  • İştahsızlık
  • Umutsuzluk
  • Huzursuzluk
  • İntihar düşünceleri, intihar girişimi
  • Riskli davranışlarda artış
  • Alkol, sigara madde kullanımı
  • Evden ya da okuldan kaçma

Depresyonda Cinsiyete Göre Farklılıklar Var Mıdır?

Ergenlik döneminde depresyon kızlarda daha sık görülürken yaş küçüldükçe bu oran eşitlenmeye başlamaktadır.

Depresyonda Olan Çocuğun Ebeveynine Ne Düşmektedir?

Çocukları en iyi tanıyanlar anne babalardır. Bu nedenle, çocuklarındaki davranış değişikliklerine ve hareketlerine dikkatli yaklaşmalıdırlar. Yukarıda bahsettiğimiz belirtilerden birkaçına tanıklık ettikleri durumda vakit kaybetmeden bir uzmana danışmaları gerekmektedir. Aileler zaman zaman depresyon belirtlerini fark etmekte zorlanmaktadırlar çünkü bu davranış değişikliklerini çocuklarına konduramazlar, kabul edemezler. Aileler çocuklarında meydana gelen değişiklikleri bazen de basit bir şımarıklık olarak görebilirler ya da ilgi çekmek için yaptığını düşünebilirler. Sıkıntılar bazen yaşamda ani gelişen bir olay sonucu da ortaya çıkabilir, okula başlama, aileden yakın birinin vefatı, aile içinde geçimsizlik, boşanma, kavga, ev veya okul değişikliği, kardeş doğumu, ekonomik sıkıntılar gibi. Bazen ise, kronik bir seyir gösterir ve aylar içinde yavaş yavaş gelişir, sonrasında ağırlaşarak devam eder. Bu süreç uygun şekilde ele alınmadığında aileyle çocuk arasındaki iletişim iyice bozulur ve çocuk büyük bir destek mekanizmasından, yani aile desteğinden mahrum kalmış olur. Bu durumda çocuğun yalnızlığı artacak, sıkıntılarını çözmek için ne yazık ki daha büyük hatalar yapacaktır.

Çocukluk çağı depresyonunda erken teşhis ve tedavi son derece önemlidir. Aileler, çocuklarının depresyonu hakkında bilinçlenmeli, bu durumu kabul etmeli ve bir an önce çocuğu işin uzmanına yönlendirmelidir. Unutmayın ki, depresyon tedavisi mümkün olan bir rahatsızlıktır. Ailelerin tedavinin her basamağında çocuklarıyla birlikte olması, ona karşı sabırlı, anlayışlı ve duyarlı olması çok önemlidir. Çocuk sevildiğini ve değerli olduğunu, bir birey olarak önemli biri olduğunu bilmeli, hissetmelidir. Düşüncelerine daima önem vermeli ve bunu kendisine de hissettirmelisiniz. Çocuğunuzu korumaya çalışırken yapabileceği şeyleri kendisinin yapmasına müsaade etmeli ve depresyonunun bir tedavisi olduğunu hissettirmelisiniz.

Çocuklarda Depresyonun Tedavisi Nasıldır?

Çocuk ve ergenlerin depresyon tedavisinde, birey ve çevresi bir bütün olarak değerlendirilir. Aile, çocuk, okul ve tedaviyi sürdüren uzmanlar işbirliği içinde olmalıdır. Çocuğun yaşına, belirtilerin şiddetine göre aile ile işbirliği içerinde tedavi yöntemi seçilmelidir. Oyun terapisi, bilişsel davranışçı terapi, kişiler arası ilişkiler psikoterapisi, aile terapisi ve ilaç tedavisi tek başına ya da kombinasyon halinde uygulanabilir.

Belirtiler çok şiddetli olduğunda zihinsel değerlendirmede yavaşlama, bilişsel esnekliğin kaybı görülebilir. Bu durumda terapiye yönelik bilgilendirmelerin anlaşılması ve uygulanması zor olmaktadır ve ilaç tedavisi ile terapinin birlikte başlanması düşünülebilir. Bunun yanı sıra kendi zarar verme riski ya da görüntüler görme sesle duyma gibi varsanılar varsa ilaç tedavisi öncelikli olarak çocuğu ve genci korumak adına başlanmalıdır.

Depresyondaki kişilerde değersizlik düşünceleri yoğun olarak hissedilir. Buna bağlı olarak olaylar çoğunlukla katı bir şekilde zihinsel çarpıtmalar ile değerlendirilir. Örneğin bir arkadaşı selam vermedi zaman “Beni sevmiyor, kimse bana değer vermiyor.” şeklinde bir değerlendirme yapıp daha depresif hissedebilir ve sosyal ilişkiden kaçınarak sosyal izolasyonun artmasına neden olabilir. Bilişsel davranışçı terapi içerisinde bu çarpıtmaların ele alınması ve alternatif düşüncelerin/durumların konuşulması gerekir.

Yine zihinsel esneklikteki azalma ve izolasyon nedeni ile problem çözme becerileri azalmış olabilir. Sorunları tanımlama ve ufak parçalara bölerek çocuğun/gencin çözmesinin sağlanması hem özgüven duygusunu arttıracak hem de ruh halinin iyileşmesine yardımcı olacaktır.

Uyku çocuk ve gençlerin gelişimi için çok önemlidir. Uyku kalitesindeki düşme dikkat sorunlarını ve gün içindeki huzursuzluğu tetiklemektedir. Bu da hem sosyal ilişkilerde yaşanan sorunları arttırır, hem de gençlerin özgüveninin düşmesine daha yetersiz ya da değersiz hissetmelerine neden olabilir. Gündüz uykusunun sonlandırılması, kaliteli ve verimli uykunun sağlanması için uyku günlüğü ile sorunun tespit edilip düzenlenmesi gerekir.

Çocuk Depresyonunun Tedavisi Engelleyen Yanlış Davranışlar Nelerdir?

Kimi aileler çocuğunun sorununun ciddiyetini farkına varamaz veya sorunu kendilerinin çözebileceğine inanırlar. Gerekli yardım alınmadığında depresyon zamanla geçmek yerine, gittikçe daha ağır bir hal alabilir. Hastalıkla geçirilen süre uzadıkça bilişsel çarpıtmalar, yanlış inanışlar daha da belirginleşebilir ve bu da tedavi sürecini zorlaştıran en önemli etkenlerden biridir. Bu nedenle çocukluk ve ergenlik dönemi depresyon tedavisinde profesyonel destek çok önemlidir. Hiçbir aile sorunu kendi başlarına çözebileceğini düşünmemelidir.

Çocukta depresyon tedavisi çok yönlü bir süreçtir. Bu süreç, ilaç tedavisini de içerir. Ancak, kimi aileler ilaç konusu geçtiğinde tedirgin olmaktadırlar. Bunda basında yer alann yanlış haberlerin büyük bir etkisi vardır. Oysaki, çocuğun başka tedavilerinde de çeşitli ilaçlar kullanılmaktadır, ancak aileler bu ilaçlardan genellikle tedirgin olmazlar. Örneğin, boğazı şişen bir çocuğun ailesi çocuğun iyileşmesi için verilen ilaçları hiç düşünmeden kullanmaktadır. Ancak depresyon tedavisinde verilen ilaçlarda önyargılı davranılabilmektedir. Depresyon aynı zamanda beyindeki kimsayasal bozulma ile ilgili bir rahatsızlıktır, bu nedenle eğer uzman çocuğa ilaç tedavisi uygulamak istiyorsa önyargılı olunmamalı nedenleri üzerine konuşulmalıdır. Görüşme esnasında kaygılarınızı dile getirmeniz, bu kaygıların bilimsel veriler ile ele alınması en doğru kararın verilmesini sağlayacaktır.

Bir diğer yanlışlık ise, ailenin sorunu sadece çocuklarında aramasıdır. Bu ailelere göre, anne baba çocukları için her şeyi yapmaktadır ve çocuğun depresyona girmesi için hiçbir sebep yoktur. Oysa ki, anne ve babanın ruh hali çocuğun ruh hali açısından ciddi bir önem taşımaktadır. Çocuklar, aileleri ne yapıyorsa, ne hissediyorsa bundan çok fazla etkilenmektedirler. Bu sebeple ebeveynlerde depresyon belirtileri varsa bunun değerlendirilerek tedavi edilmesi tedavinin en temel adımlarından biri olacaktır.